tr en

En Büyük Alt Sistemler

İnsan kişilik olarak biyolojik, psikolojik ve toplumsal bir varlıktır. Yani bu 3 bileşen bizim birey olarak en temel alt sistemlerimizi oluşturur…

Peki ODM’ye göre diğer sistemlerin altında büyük resimde neler yatar?..

Aile’de;

Biyolojik yapının karşılığı üreme ve diğer biyolojik ihtiyaçların güvence altına alınmasını sağlayan ekonomik faaliyetlerdir…

Psikolojik yapının karşılığı sevgi’dir…

Toplumsal yapının karşılığı diğer ailelerle ilişkiyi sağlayan komşuluk ve akrabalık ilişkileridir…

Şirket’de;

Biyolojik yapının yerini üretim ve hizmet ve bunlarla ilişkili varlıklar alır…

Psikolojik yapının yerini insan ilişkileri ve bunları düzenleyen idari işler alır…

Toplumla bir şirketin ilişkisiyse satış ve pazarlama üzerinden yürür…

Toplum’da;

Biyolojik yapının karşılığı ekonomidir. Biyolojik ihtiyaçlar ve bunların güvence altına alınması ekonomik sistem üzerinden karşılanır…

Psikolojik yapının karşılığı başta din olmak üzere felsefe, sanat, bilim gibi insanın anlam arayışına cevap vermeye çalışan öğretilerdir…

Toplumsal yapının karşılığı ise kültürdür. Siyaset de toplumsal yapıyı düzenlemeye yönelik bir araçtır…

Bireyin, ailenin, kurumların ya da medeniyetlerin değişim, gelişim ve dengelenmeleri bunlar üzerinden yürür…

İnsanlık tarihi bu öyküyü anlatır…

Hepsi de aslında aynı öykünün farklı katmanlardaki görünümleridir…

Marifet bu yapıları hedefli, fonksiyonel ve entegre/sürdürülebilir hale getirebilmek ve öyle tutabilmektir…

Bu üçünü dengelemediğimiz sürece de mutluluğu bulamayacağız…

Sevgiler, Tamer

22 Kasım 20016

Kendini Açmak

İnsanlar için;

-Gözlerini açmak mı zor?

-Zihni’ni açmak mı?

-Gönlünü açmak mı?

-Cüzdanını açmak mı?…

-Kucağını açmak mı?

-Duygularını açmak mı?

Çocukken…

Hiç biri zor değildi…

-Gerçeklerden kaçmak için gözlerimizi kapattık…

-Değişimden kaçmak için zihnimizi…

-Hayal kırıklıklarımızdan kaçmak için gönlümüzü…

-Aldatılmaktan kaçmak için cüzdanımızı…

-Bağlanmaktan korktuğumuz için kucağımızı…

-Küçümsenmekten korktuğumuz için duygularımızı…

Oysa insanın seçici olarak kendisini açması gerekiyor…

O zaman hayat da kendisini açıyor…

-Gözlerimizi açtıkça gerçeklerle barışıyoruz…

-Zihnimizi açtıkça değişime daha kolay uyum sağlıyoruz…

-Gönlümüzü açtıkça “biz”i yeniden keşfediyoruz…

-Cüzdanımızı doğru açtıkça maddiyatı doğru yere oturtuyoruz…

-Kucağımızı yeniden açtığımızda dokunmaya tekrar cesaret ediyoruz…

-Duygularımızı açtıkça duygularımızın enerjisini doğru yönlendiriyoruz…

Kendimizi ne kadar açıyoruz?..

Sevgiler. Tamer

12 Kasım 2016

Zaman ve Sonsuzluk Üzerine Düşünceler

Eşiklerle ilgili fikrin nasıl olgunlaştığını hatırlıyorum. ABD’de Grand Kanyon’daydım. Katman katman dünyayı görebiliyorsunuz. Yaklaşık 1 mil derinliğinde bir kanyonda aşağıda Colarodo nehri akıyordu. Kendine özgü ekolojisiyle bütün ama zamanda milyonlarca yıl geriye gitmenizi sağlayan tabakalar… Ve her biri ayrı bir zamandan kalma ve sonsuzluğu bu dünyada görmemizi sağlıyorlar…

Zihnimiz zaman içinde hep hareket eder…

Bazı şeyler bizim anda kalmamızı sağlar;

Gördüklerimiz, duyduklarımız gibi 5 duyumuzla algıladığımız şeylerdir bunlar…

Duygularla eşleşirler…

Ama duygular bizi geçmişe de götürür…

Geçmişi çağrıştıran bir görüntü geçmiş duyguları hatırlatır…

Bazen de geleceğe….

Geleceğe ait kaygılara ya da hayallere…

Bunların dışındaysa aslında hepsini kapsayan sonsuzluk vardır…Deniz kenarında oturup uzaklara dalarken denize sorabilseydiniz…. Sen bana sonsuzlukla ilgili öğrendiklerini anlatsaydın… Duygularını anlatsaydın… Şu insanlarla ilgili tanık olduklarını bir anlatsaydın…Neler anlatırdı acaba…

Toprağa, denize, ağaçlara, mezarlıklara, anıtlara, eski kitaplara, bir kum tanesine, bir çakıl taşına…

Herhalde şunu derdi…

Anı yaşa, sonsuzluğu bil, geçmiş ve geleceği bu günde dengele…

Sevgiler, Tamer

31 Ekim 2016