tr en

15 Temmuz ve Toplumsal Bölünmeye Karşı Durmak…

Herkese merhaba. Ülkede olan şeyleri yurtdışında olsam da takip ediyorum…

Ülkeden ayrılırken (Atatürk hava limanında saldırıların olduğu gün) bombalarla uğurlandık, geldiğimizde bombalarla karşılandık…

Bu sayfalara siyaseti taşımamaya özen gösteriyorum hep. Çünkü yarın bu toz duman kalktığında, bu iç savaş, askeri ve sivil darbeler, bu terör bittiğinde yine bir arada yaşamak zorunda kalacağız…

Buna çok meraklı olduğumuzdan değil, gidecek başka yerimiz olmadığından…

Biz ODM’de insanları ötekileştirmemeye çalıştık hep. Eğitimlere her görüşten insanlar katıldı ve zaten de öyle olması gerekiyordu…

Tek kriterimiz de akıl, emek ve yürekdi. Ne ünvan, ne para, ne din, ne siyasi tercihe baktık…

Şunu lütfen hatırlayın. Diğer kimliklerin içine nüfuz edebilen sadece iki kimlik vardır. Ego ve ruhsal kimlik. Bunlar aracılığıyla siyasi kimliğiniz üzerinde manipülasyon yapmaya çalışanlardan uzak durun…

Çünkü bu insan doğasının en zayıf yönüdür…

Dini siyasi kimliğiniz yapmayın ve siyasi kimliğinizi egonuzla eşleştirip herşeye bu gözlükle bakmayın…

Birşey yapmak isteyenlerde kendi etki alanlarına odaklansınlar. Ailenize ve çocuklarınıza. Çocuklarınızı iyi ve donanımlı bir insan olarak yetiştirmeye çalışın…

Çünkü çözüm uzun vadeli…

Tekrar bölünmeyi bu sayfalara taşımadığınız için teşekkürler…

Sevgiler. Tamer

19 Temmuz 2016

Nice’deki Katliam

Mayıs ayında Nice’deydik. Negresco otelinin önündeki bankta denizi seyrediyorduk. İnsanca şeylerden bahsediyorduk. 20 yıl önce buraya gelişimizden, ana caddedeki Hatay’dan buraya gelip dönercilik yapan ve halinden şikayetçi olan garsondan, Galeri Lafayette’in kaçta kapandığından… Öyle şeyler işte…

Artık Nice’i farklı hatırlayacağız…

Ankara garını, Atatürk hava limanını, Gezi parkını ve diğerlerini hatırladığımız gibi…

İnsanların arasındaki farkındalık uçurumu çok arttı. Sadece farkındalık değil, gelir, kaynaklara ulaşma ve bilinç uçurumu da…

Üste çıkanlar alttakileri yukarı çekmeye çalışmadıkları sürece alttakiler üsttekilerden nefret etmeye ve onları aşağı indirmeye çalışmaya devam edecekler…

Oyun bu…

Nice sadece bu oyunun dünkü durağıydı…

Sevgiler. Tamer

15 Temmuz 2016

Yurdum İnsanı

Bu ülkenin insanı;

Takımı kazandığında arkadaşına takılmak istiyor…

Dost sohbeti istiyor…

Arkadaşıyla kayınvalidesini çekiştirmek istiyor…

Çocuğu iyi bir okulu kazansın, bitirince iyi bir iş bulsun istiyor……

Geliri artsın istiyor…

Hep haklı olsun istiyor…

Trafik daha az olsun istiyor…

Popüler olmak istiyor…

Milli takım kazansın istiyor…

Başı ağrımasın istiyor…

Çok tüketmek istiyor…

Sevdikleriyle daha çok birlikte vakit geçirmek istiyor…

Tatiller daha uzun olsun istiyor…

Hem başarılı hem huzurlu olsun istiyor…

Ama bu ülkenin insanı;

Çok çalışmak istemiyor…

Rekabet istemiyor…

Eleştirilmek istemiyor…

Sorunlarla yüzleşmek istemiyor…

Çözüme kendinden başlamak istemiyor…

Paylaşmak istemiyor…

Haksız olduğunda kabullenmek istemiyor…

Olaylara derinlemesine kafa yormak istemiyor…

Ve bu ülkenin insanı;

Ya şükrediyor ya küfrediyor…

Avanta peşinde koşarken daha uyanıklar tarafından ütülüyor…

Küçük haritası dışında kalan şeyleri anlamıyor…

Haklı olmayı mutlu olmaya tercih ediyor…

Ve bu ülkenin insanı -aslında tüm diğer ülkelerin insanları gibi- bütün bu olanların;

Açgözlülük, tembellik, sığlık ve ego sorunları olduğunu anlamadığı sürece…

Çözümlerinin de akıl, emek, yürek ve dengeden geçtiğini anlamadığı sürece…

Bu ülke insanının çocukları da böyle olmaya devam edecekler…

Çözümler ne lider görünümlü uyanık siyasetçilerde…

Ne I Phone 17 S Plus’da…

Ne yeni petrol yataklarının keşfinde…

Ne üfürüğü kuvvetli bilmemne hocalarda…

Ne de daha çok tüketmekte…

Çözümler farkındalığımızda, niyetimizde, gerçeklerle yüzleşme cesaretimizde ve tek başımıza ve birlikte olaylarla başa çıkma yetkinliğimizde…

Tartıştığımız ve yakındığımız bütün başlıklar sadece bunların yansımaları…

Sevgiler.Tamer

22 Nisan 2016