tr en

Bizi biz yapan nedir? İnsanı ne insan yapar?
Bir meşe ağacını bir serviden ayıran şeyle aynı mı? Yoksa tek bir ağaçla bir
orman arasındaki farkta mı yatıyor sorumuzun cevabı?..
-Olay sadece biyolojikse insanla bir kertenkele arasında çok da fark yok.
-Duyguysa o tüm memelilerde de var.
-Toplumsallıksa arı veya karınca da toplumsal.
-Akılsa artık telefonlar da akıllı…
-Farkındalıksa (bunun ölçütü bazılarına göre aynada kendini tanıyabilmektir)
veya araç kullanabilmekse bunu şempanzeler de yapabiliyor.
Sanırım fark kontrol etme becerisinde yatıyor. Diğer tüm canlılar içinde
bulundukları doğal sisteme adapte olurken bir tek insan onu kontrol etmeyi
seçmiş durumda.
Başparmağını kullanabilmesinden konuşabilmesine, sanatla uğraşmasından mizah
yeteneğine, adalet duygusundan vicdana, anın dışına uzanabilmesinden
soyutlama yeteneğine, bilimsellikten ruhsallığa kadar türümüzün
özelliklerinin farklılaşmasının altındaki çıkış noktası burası gibi
görünüyor…
Bir sistemin düzensizlik seviyesi arttıkça bile bundan vazgeçmiyoruz…
Ve bu da beynimizin karmaşıklaşmasına ve gelişmesine neden oluyor…
Bir de bu yetkinliği sadece çıkar maksimizasyonu ve kaynakları kontrol
amacıyla kullanmaya indirgemesek…
Optimum denge ve çeşitlilik yaratmak İçin kullansak…
İnsanlık kaç yüz yıl sonra buraya ulaşacak gerçekten merak ediyorum…

8 kasım 2016

Yaşam geçiyor…
Sevinsek de üzülsek de geçiyor…
Ve ölümü kabullenmek zor geliyor insanlara…
Daha yaşamayı kabullenememişken çoğumuz…
Ve kimi kabuğuna çekiliyor cevap olarak. Küçüldükçe küçülüyor kendisini
korumak için…
Kimi sürekli stresli ve hırçın. Sanki sürekli telaş herşeyi çözecek gibi…
Kimi para peşinde, yukarı çıkma derdinde. Neyin yukarısıysa o…
Kimi de boşvermiş. Takmıyor hiçbirşeyi. Ha, hı deyip geçiştiriyor…
Yaşamakla meşgul olmayı seçin…
Farkındalıkla, anı yakalamakla, esnek olmakla, merak etmekle, doğayla,
anlamakla, emek vermekle, bağlantılar kurmakla, bütün olmakla, oyun
oynamakla, çeşitlilikle, duyularınızı ve dikkatinizi açık tutmakla,
gülmekle, hissetmekle…
Çünkü yaşamak bunlardan oluşuyor. Ve bunlar değişim, denge ve gelişimle
solmaktan kurtuluyor…
Yaşamı seçin…
Çünkü öbürü zaten bir gün nasılsa gelecek…
Hiç olmazsa elinizdekini kaçırmayın…

6 aralık

Hayatta;
İçimizi ısıtan, yüreğimizi besleyen şeyler var…
-Bir çocuğun hatta bir kedi veya köpeğin davranışındaki masumiyet gibi…
-Eski bir dostun içten bir “nasılsın?”ı gibi…
-Dışarda soğuk ve yağmur varken battaniyenin altına kıvrılıp çay, kahve ya da ıhlamuru yudumlar gibi…

Zihnimizi besleyen şeyler var…
-Uzun süredir takılıp kaldığımız bir şeyin nedenini anladığımızdaki hafiflik gibi…
-Yetkin biriyle sohbetten aldığımız keyif gibi…
-Güzel bir kitabın içinde kaybolmak gibi…

Vücudumuzu iyi hissettiren şeyler var…
-Spora alışan bir vücudun kendiliğinden hareket etmek istemesi gibi…
-Denizden çıktığınızda ya da keyifli bir yürüyüşten geldiğinizde kendiliğinden uykuya dalıp gitmek gibi…
-Sabahleyin hiç sebepsiz mutlu uyanmak gibi…

Ve ruhumuza dokunanlar var;
-Doğadaki güzelliklerin farkına varmak gibi…
-Bir insana elini uzatmak, kalbini açmak gibi…
-Bir hedefe gönül vermek gibi…

Sorunları yok sayıp gerçeklere gözünüzü kapamayın ama…

İçimizdeki ve dışımızdaki dünyanın güzelliklerini de ıskalayıp hayatı boşa harcamayın…

Ne tehditlerin varlığı fırsatları gölgelesin ve savunma mekanizmaları güzelliklerin önüne geçsin ne de fırsatların bizi büyülemesine göz yumalım…

Tehdit ve fırsatları dengeli yaşayın…

Şu günlerde buna çok ihtiyacımız olacak…