tr en

9 haziran 2017

Yarınki eğitim için Ankara’ya geldim. Eski sokaklarda şöyle bir turladım. Üniversite yılları ve delikanlılık zamanları…

Ben o zamanlara yüreğimizin aklımızdan daha büyük olduğu son zamanlar diyorum…

Geriye bakıyorum da…

Çıktıklarımız değil düştüklerimiz büyütüyor bizi. Ama yeniden başlama cesaretini kaybetmediysek…

Aldıklarımız değil verdiklerimiz bizim olmuş. Ama beklentisiz verebildiysek…

Yürüdüğümüz yolların çeşitliliği kadar genişlemiş ama o yoldaki yürüyüşümüzün inceliği kadar derinleşmiş hayata ait haritamız…

Ve beni, bizi ve insanlığı bağdaştırabildiğimiz kadar insan olmuşuz sonuçta…

Yani işler ne ümidi kesecek kadar kötü ne de biz olduk artık diyecek kadar iyi…

Sadece akıl, emek, yürek yolunda yürüyüşe devam…

Keşfederek, şaşırarak, heyecanla, tüm varlığımız ve zaaflarımızla…

2 ağustos

Duygular bilgi taşırlar…
-Tecrübelerimizi tanımlayabilmemizi ve dolayısıyla birbirlerinden ayırt edebilmemizi sağlarlar. Örneğin neyi sevip sevmediğimizi bize duygularımız söyler…
-Onları kendi içlerinde karşılaştırabilmemizi ve dolayısıyla önceliklendirebilmemizi sağlarlar. Örneğin hangi elbiseyi almayı tercih ettiğimizi onlar belirler…
-Onları diğer duygularla karşılaştırabilmemizi ve dolayısıyla bir harita oluşturabilmemizi sağlarlar. Örneğin huzurla başarı arasındaki seçimlerimiz bununla ilgilidir…

Duygular aynı zamanda enerji de taşırlar…
-Bazılarının enerjisi yüksek bazılarınınki düşüktür. Yüksek enerjili olanlar bizi dışa döndürürken düşük enerjili olanlar bizi içe döndürür.
-Her duygunun amacı farklıdır ve enerji seviyesi bu amaca göre oluşur. Örneğin öfkenin amacı alanınızı korumakken sevginin amacı bütünleşmektir. Bu yüzden öfkelendiğinizde ya da sevgi dolu olduğunuzda enerji seviyeniz (frekansınız) farklıdır.
-Her duygunun harekete geçme eşiği farklıdır. Dolayısıyla örneğin hafif bir korkuda kendinizi iradenizle frenleyebilirsiniz ama yoğun bir korkuda kaçma ya da savaşma refleksi saliseler içinde harekete geçebilir.

Ve duygular insanlarda ortak olmakla birlikte çeşitli nedenlerle (travmalar, savunma mekanizmalarını çok kullanma, hipersensitivite, disasosiasyon ya da kültürel baskılar vb.) onlarla ilişkilerimiz kişiden kişiye farklı olabilir.

Sağlıklı olan onların bilgi ve enerji taşıyan bir sistem olduklarını bilmek ve her sistemin de bir amacı olduğunu unutmamaktır.

Ve ancak duygularımızı anladığımızda hayata ait haritamızla davranışlarımıza neden olan dürtülerimiz arasındaki köprüyü anlayabiliriz…

9 ağustos

Açsan yersin…
Yorgunsan dinlenirsin…
Kırıldıysa onarırsın…

Ve tekrar acıkırsın…
Tekrar yorulursun…
Tekrar kırılır…

Denge iki bileşen arasındaki ilişkidir…
Biri artarsa diğeri onu azaltır…
Ya da biri azalırsa diğeri onu çoğaltır…

Hayat dengeyi korumak üzerine kuruludur…

Denge bozulur…
Tekrar dengeye getirirsin…
Tekrar ve tekrar…
Bisiklete binmek gibi…
Yoksa sistem çöker…

Toplumlarda da denge bozulur bazen…

Nefretin dengesi hoşgörüdür…
Kutuplaşmanın dengesi birliktir…
Korkununki de cesaret…

Yoksa sistem çöker…
Ve sistemler boşluk kabul etmez…