tr en

12 ekim

Bilmek ve yapmak bir araya geldiğinde yapa-bilmek ortaya çıkar. Ve yapa-bilmek olmaya giden yoldur…

Peki niye?

Düşünce ve düşünce bir araya gelip bir (pekiştirici) döngü oluşturduğunda genellikle düşünceler içinde kısılıp kalırız. Bu ya düşünceye karşıt düşünce üretme ve kısır döngüye girme alışkanlığımızdan ya da düşündükçe daha alt sistemlere gitmenin yarattığı karmaşadan olur. Biyolojimiz buna limbic sistemin aşırı aktivasyonuyla ya da bilindik adıyla depresyonla karşılık verir…

Eylem ve eylem bir (pekiştirici) döngü olduğundaysa yine bir süre sonra kitleniriz. Çünkü düşünmeden eyleme geçmişizdir ve oluşan hataları çözmek için yine aynısını yaparak bir kısır döngü oluştururuz…

İşte bazı insanlar düşünmede ve eylemsizlikte ustalaşırken bazıları sürekli eylem halindedirler ama verimsizlikte ustalaşırlar. Üstelik ilk grup diğerini düşüncesizlikle, ikinci grupta ilkini tembellikle suçlar…

Akıl-emek dengesi işte bu yüzden önemlidir. Bilmek ve yapmak önce yapa-bilmeye ve sonra da olmaya böyle gider…

23 ekim 2017

Optimum Denge dediğimiz şey bir sistemin amacına uygun fonksiyonlarını yerine getirmesi ve bunu bir düzen içinde sürekli yapabilmesidir.

Bu iki eşik arasında dinamik bir denge olarak yürür. Sistem bu eşiğin üstünde çalışırsa fazla zorlanır yani sürdürülemez hale gelir, altında çalışırsa da fonksiyonlarını yerine getirmekte zorlanır yani verimsizleşir.

Yani birinde motor fazla çalışır ve kayış atar, değerindeyse devir düşüktür ve yavaş çalışır.

Bu durum vücudunuzdaki bütün organlar için geçerlidir. Hiperglisemi ve hipoglisemi şeker miktarınız için, hipertansiyon ve hipotansiyon ise kan basıncınız için olanının adlarıdır.

Aynı şey beyindeki tüm yapılar için de geçerlidir. Limbic sisteminiz az veya aşırı çalışabilir ve bunların yarattıkları sorunlar farklıdır. Aynı şey prefrontal korteksiniz veya bazal ganglianız için de öyledir…

Ve bu ruh haliniz için de geçerlidir. Aşırı uyarılmak ya da kayıtsız kalıp tepki vermemek arasında optimum denge alanları vardır…

İşletmeler, aileler ve toplumlar için de bu böyledir. Hiperde fazla giderseniz motoru yakarsınız, hipo’da ise geri kalırsınız…

Tüm bunları basitçe anlama yoluysa sistemdeki stress düzeyine bakmaktır. Fazla stres yıpratıcıdır ve arızalara sebep olur, azı ise huzurludur ama sizi yavaşlatır…

Stress düzeyinizi dengede tutun, hepsi dengeye gelir…

-Duygular niye var?
Bilgi ve enerji taşıdıkları için…

-Neyin bilgisini taşıyorlar?
Doğal sistemin, içinde yaşadığımız çevrenin ve onun üzerinden kim olduğumuzun bilgisini taşıyorlar…

-O zaman doğal sistem sistem özelliklerine tabiyse duygular da sistem özelliklerine karşılık gelmez mi?
Evet ODM’ye göre duygular sistem özelliklerini anlamamız ve onlarla başa çıkabilmemiz için varlar…

-Nasıl yani?
Mesela merak… Sınırlarımızı genişletmemiz için, eşiklerimizi aşmak İçin var… Yetenek geliştirmek için, öğrenmek için var…
-Öfke… Sınırlarımız içine aldığımız nesne, kişi, anlamlarımızı korumak İçin var…
-Acı… Sınırlarımız içine aldığımız şeyleri kaybettiğimiz için var. Bir daha kaybetmememiz için…
-Haz… Sınırlarımız içine aldığımız şeyleri çoğaltmamız İçin var… çabuk enerji verdikleri için var… Hedef koymamız için var…
-Heyecan… Sahip olduklarımızı sınıra taşıyıp kaybediyormuş gibi yapmamız ama son anda yakalamamız İçin var… Zeminimizi büyütmemiz için var…
-Yaşam sevinci… Fırsatları gördüğümüz İçin var…
-Umut… Gelecek fırsatlara inandığımız İçin var…
-Şüphe… Tehdidi erken yakalamamız İçin var…
-Korku… Tehdit algısında harekete geçmemiz için var…
-Sevgi… Bütünleşerek büyümemiz için var…
-Utanç… Alanımızı büyütmeyi başaramadığımız, rekabette geri kalıp kendimizi küçülttüğümüz ve bütünlüğümüzü koruyamadığımız için var…
-Hırs… Kendimizi büyütmemiz için var…
-Huzur… Tamamlanmış, bütünleşmiş hissetmek için, yeniden başlayıncaya kadar dinlenmek için var…
-Sabır… Süreç içinde doğru zamanlama yapmak için, disasosiye olmak için var…

-Enerji niye taşıyorlar?

Bunları yapabilmek için enerji gerektiği ya da fazla enerjiyi dengelemek için…

Örneğin öfkenin enerjisinin alanımızı korumak İçin bize güç vermesi gibi…

Ya da acının yüksek enerjisini sabrın düşük enerjisiyle dengelemek gibi…

-O zaman duygularımızla savaşmamalı mıyız?
Onlar hayatı ve kendimizi anlamaya giden yolumuz ve anladığımızda eyleme geçmemiz için varlar…

Onları akılla anlayıp, desteklemeye ve yoldan çıktıklarında dengeye getirmeye ihtiyacımız var…

Akıl-yürek dengesi burdan geçiyor…